14 Kasım 2017 Salı

1 Hisse Senedi Değerlemek

önceki yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.oradaki yoruma istinaden şunu söyleyebilirim: artık temel analiz bilançolar açıklandığında birtakım verileri kullanarak yapılan oran analizlerinden ibaret değil.çünkü artık bu hesaplamalarla ilgili çok sayıda kaynak var ve detaylarına hakim olmasanız da birçok web sitesinde (isyatırım örneği) paylaşılan dataları kullanarak excelde kendiniz bu oranları çıkartabilir, yorumlayabilirsiniz.bu oldukça sıradan bir mevzu.temel analizle para kazanabilmek için bu saydıklarıma ek olarak ve en önemlisi de bilanço açıklanmadan gelecek olan bilançoyu tahmin edebilmektedir.bunun için temel analizi aslında biraz da teknik analiz gibi kullanmak gerekir.geçmiş verilerden hareket ederek her bir şirket için bir istikrar puanı üretmek ve gelecekteki nakit akışını ardından karı tahmin edebilmek.şirketin 9 aylık bilançosu açıklandığında o anki olanı değil, 12 aylık hatta önümüzdeki 5 sene içerisindeki gelecek bilançoları tahmin edebilmelisiniz.her zaman bilanço açıklama döneminden önde hareket etmelisiniz.bunun nasıl yapılacağını yine dağınık bir üslupla bu yazımda anlatacağım.

bir şirketin değeri ne kadardır?
  1. piyasanın ona ödediği fiyat kadardır.
  2. piyasa şirkete kaç para ödüyorsa o günkü koşullar çerçevesinde şirketin fiyatı doğrudur.
şartlar değiştiğinde şirketlere ödenen fiyat da değişir.şirketlere her gün yeni bir haber gelir, şirketi doğrudan etkilemese bile ekonominin genelini ilgilendiren bir haber dahi olsa şirketin ederi üzerinde etkisi olabilir.

yurtdışında açıklanan bir veri neden sahip olduğumuz hisse senedinin değerinin bu kadar düşmesine sebep oluyor?

borsalar daima geleceği fiyatlar.şu an açıklanan bir haberin ileride şirketin satışlarını düşüreceği ve buna bağlı olarak şirketin karının azalacağı beklentisi doğuyorsa hissenin fiyatı düşer.piyasa bunu önceden tahmin eder ve satın aldığı şey yükseliş ya da düşüş yönünde bu tahmindir.

farz edelim ki olumsuz bir haber geldi ve piyasa satışa geçti,hisse fiyatları düşüyor.burada piyasanın geleceği satın alıyor olduğunun farkındayız.ancak yarın bu kez olumlu bir söylenti duyuldu.bu sefer de hisse fiyatları yeniden yükselecektir.teknik analizde destek ve dirençlerin oluşmasındaki mantık da budur.

destek ve dirençler arasındaki mesafe ne kadar büyükse bu durum alıcılar ve satıcılar arasında çetrefilli bir mücadele olduğu anlamına gelir.böyle durumlarda trend hangi yöne kırılırsa yön o kadar nettir.eğer destek kırılmışsa alıcıların satıcılar üzerindeki psikolojik baskısının son bulduğunu ve satıcıların bu mücadeleden galip gelen tarafın diğer tarafı daha fazla kabullendirdiğini gösterir.trend kırılmalarının psikolojik etkisi kısaca böyledir.

yeni bir haber gelmesiyle şirket fiyatı yön değiştiriyorsa o zaman biz şirket fiyatını daha doğrusu gelecekteki yönü bulmak adına "hangi haberler şirketin fiyatını değiştiriyor, ilerde ne gibi haberler bekliyoruz" sorularına bir cevap bulmalıyız.

burada şu soru sorulabilir: bizler temel analiz yaparak değerinden ucuz kalmış hisse senetlerini bulmaya çalışıyoruz.mademki ucuz dediğimiz bir hisse bir haberler hatta bazen doğrudan alakasız bir veriyle daha da ucuzlayabiliyor, o zaman neden uğraşıyoruz?

bu sorunun cevabı etkin piyasalar hipotezinde gizli.derler ki "gelen her haber anında fiyatlara yansıyacaktır, dolayısıyla kimse piyasalardan para kazanamaz, kazananlar sadece şanslıdır ve gelecekte kazandıklarını mutlaka piyasa ellerinden alır".

kitabi tanımı aşağıdaki gibidir:

It's safe to say the market is not going to achieve perfect efficiency anytime soon. For greater efficiency to occur, the following criteria must be met: (1) universal access to high-speed and advanced systems of pricing analysis, (2) a universally accepted analysis system of pricing stocks, (3) an absolute absence of human emotion in investment decision-making, (4) the willingness of all investors to accept that their returns or losses will be exactly identical to all other market participants. It is hard to imagine even one of these criteria of market efficiency ever being met. [1]


piyasanın asla mükemmel olmayacağı yaklaşımı bu kaynakta dört temel prensip ile anlatılmış:
  1. yüksek hızlı ve gelişmiş fiyatlama sistemleri
  2. hisse senedi fiyatlama sistemi (dünyada kabul görmüş)
  3. duygusallıktan arınmışlık
  4. yatırımcıların tümünün getirilerinin ve kayıplarının diğer tüm piyasa oyuncularıyla aynı olacağını kabul etmeye duyulan istek.
eph bize bilginin herkese aynı anda ulaştığını ve her yatırımcının aynı bilgi düzeyine vakıf olduğunu söyler. bu yanlıştır.bazıları daha fazla bilgiye sahip olabileceği gibi piyasalar asla tam etkinliği sağlayamaz.böyle olunca da daha çok bilen piyasadan daha kazançlı çıkabilir.

burayı hızla geçip konuyu çok dağıtmadan önceki yazımızda nerede kalmıştık,ona odaklanalım.

maddi duran varlıklar-öz kaynaklar

her iki kalem birlikte artıyorsa duran varlıkların öz kaynaklarla finanse edildiği anlamını taşır ve bu arzu edilen bir durumdur.uzun vadeli kullanım amacıyla alınan duran varlıkların ya uzun vadeli borçlanılarak ya da öz kaynak kullanılarak alımı salık verilir.

kısa vadeli borçlanmayla duran varlık alınması halinde borç ödeme zamanı geldiğinde duran varlığın satışı söz konusu olmayacağına göre eğer şirketin likit değerleri yeterli değilse işletme bu borçlarını ödemede zorlanabilir.nitekim eğer maddi duran varlıklar artarken öz kaynaklar aynı kalıyor ise duran varlıklar yabancı kaynaklar ile alınmıştır.uzun vadeli yabancı kaynakların burada kullanılması bir sorun oluşturmaz ancak kısa vadeli borçlarda bir artış varsa olumsuz karşılanır.

borçlar-öz kaynaklar

öz kaynak artış hızının borçlardaki artış hızından fazla olması bana göre değerleme yaparken aradığımız en önemli şartlardan biri olmalıdır.çünkü finansman kaynakları içinde öz kaynakların yabancı kaynaklara göre -borçlardan söz ediyorum- daha fazla olması alacaklılar için olumludur ve bu durum güçlü bir mali yapıyı ifade eder.borçlar azalırken öz kaynaklar artıyorsa olumlu ve tersi durum ise olumsuzdur.bu aradaki dengenin %50 borç, %50 özkaynak şeklinde olması normal karşılanır.

brüt satışlar-net satışlar

satış kalemleri arasındaki ilişkilerin kurulmasında brüt ve net satışların birlikte artması hasılatı azaltıcı satıştan indirimler kalemlerinde fazla artış olmadığı anlamına gelir ve olumludur.net satışların brüt satışlardan daha yavaş artması veya brüt satışların artarken net satışların düşmesi kabul edilecek bir durum değildir.

aselsan net ve esas faaliyet karı


öte yandan brüt satışlardaki artışa karşılık faaliyet giderlerindeki azalış ya da daha yavaş artış olumlu olarak yorumlanır.

aselsan karlılık


performans artışına işaret eden en önemli beş kalem:
  • stoklar
  • duran varlıklar
  • kısa vadeli yabancı kaynaklar
  • sermaye yedekleri
  • geçmiş yıl karları
kısaca bahsedelim.

satışlardaki artışa rağmen stok seviyelerinin aynı kalması hatta azalması işletmenin alacak devir hızının, nakit yaratma gücünün arttığını gösterir.bu durum karlılığa çok olumlu yansıyacaktır.

bilançodaki net değerleri azalmış olan duran varlıklar amortisman giderlerinde bir azalma yaratacağından kar artışına olumludur.

aselsan amortisman/satışların maliyeti

kısa vadeli yabancı kaynaklardan daha çok dönen varlığa sahip olan şirketlerin gelecek dönemlerde likidite riski yaşamaları düşük olasılıklıktır.

öz kaynaklarda işletme faaliyetleri sonucunda yaratılan kar dışındaki etmenler dolayısıyla artırılan unsurlara sermaye yedekleri denir.bunlar gelecek dönemlerde sermaye artırımlarında kullanılarak mevcut ortaklara bedelsiz hisse senedi sağlar.

bilanço tarihi itibariyle geçmiş faaliyet dönemlerinde ortaya çıkan ve ilgili kişilere dağıtılmamış karlardan yedek hesaplara alınmayan tutarlara geçmiş yıl karları denir.bu kar sermayeye eklenerek mevcut ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesinin önünü açar.

aselsan karlılık rakamları


bir hisse senedinin para yatırmaya değer olup olmayacağını yazmaya çalıştım.aslında yabancı kaynaklarda şu oranlardan sıkça bahsediliyor:
  • uzun vadeli borçlar/özkaynaklar
  • cari oran
  • faiz karşılama rasyosu
  • nakit akımları
  • öz sermaye karlılığı
  • fiyat/kazanç oranı
bunlar dışında çok spesifik bir örnek bakmıyorsanız yani nükleer santral değerlemeyecekseniz yukarıda anlattıklarım yeterli.

yukarıdaki grafikler son günlerin revaçta hissesi aselsana aitti.karlılıkla piyasa değeri arasındaki ilişkiyi başka örneklerle yeniden hatırlayalım:

bist tüm son 100 günde dibe en uzak hisse senetlerini çıkartalım.

bist dibe uzak hisseler

pkent piyasa değeri-karlılık

petrokent turizm.ben adını dahi duymadım ancak listemizin başında görünüyor.karlılığın artışı piyasa değerine nasıl yansımış görelim.bunda satışların maliyetinin net satışlara oranındaki bariz düşüşün de etkisi var.

anadolu efes kar/zarar

anadolu efes, yüksek oranda maddi duran varlık yatırımı var.

maalt maliyet ve karlılık


marmaris altınyunus, maliyetleri ciddi oranda aşağıya çekmiş.satışlar artmasa da maddi duran varlık yatırımında artış uzun bir süredir neredeyse yok.yabancı para pozisyonu oldukça yüksek.bu durumda kambiyo riski çok düşük.

listedeki diğer hisse senetlerinde de benzer durumlar söz konusu.bu yazıyı daha fazla zorlamamak adına yatırımları en çok artan hisse senetlerini buraya bırakarak bitiriyorum.

tahmin edersiniz ki 100 üzerinden bir puanlama var.en son puan alan şirkete kadar sıralamayı uzattım.


4 Kasım 2017 Cumartesi

2 Geleceğe Dönük Temel Analiz Çalışması Nasıl Yapılır?

baştan söyleyeyim.bu yazı baya uzun ve yatırım kararlarında temel analizi rehber edinen kişilere bir yol gösterici olacaktır.mail üzerinden sürekli en çok prim yapacak hisse senetleri soruluyor hatta geçen gün birisi şu kadar param var ve şu hisseyi almak istiyorum,alayım mı diye bana sordu.buna benzer soruları cevaplamayacağımı söylemiştim çünkü yanıt verirsem ve tahminim doğru çıkarsa bu karşı tarafın başarısı olarak adledilirken,söylediğim yönün aksine bir gelişme olursa bu benim başarısızlığım olarak kalır.haliyle bu soruyu soran kişi de kendisinin yanlış karar verdiğini düşünmek istemeyecektir.

piyasanın birbirine girdiği zamanlarda tahmin üretmek zor olsa da böyle dönemlerde yatırımcıların karşısına çok sayıda fırsat çıkar.bugün sizlere teknik analiz peşinde koşup para kazanacağını zanneden yatırımcıların aksine temel analize bakarak ne gibi çalışmalar yapılabilir,bunu göstereceğim.

bu çalışmamız sosyal medya araçlarında okuduğunuz keko yatırım danışmanlarının çarpan analizlerinden ibaret olmayacak.an itibariyle tüm hisse senetlerinin pd/dd, fk, fd/favök ve benzeri oranlarının ne olduğu belli.bizim için önemli olan geleceğe yönelik tahminlerle bu oranlara bağlı fiyatın ne olacağını saptamak.yani değerleme yapmak.

burada bazı hesaplar arası ilişkilerden bahsetmek istiyorum.sadece bu beş ilişkiye bakmak tabii ki yeterli olmayacaktır ama en azından bir şirketin genel gidişatını görmek adına işinize yarar.

stoklar-net satışlar

bu ilişkide stoklar artarken,net satışlar azalıyor ise olumsuz yorumlanır. çünkü bu durum, stokların satılamadığı, elde birikip kaldığı ve bu nedenle stok maliyetinin, bozulma ve demode olma riskinin arttığı anlamına gelir.
stoklar azalırken net satışlar artıyorsa bu durum olumludur.stokların satıldığını,satış gelirlerinin ise dönen varlıklara ya da diğer varlıklar şeklinde döndüğünü, yani stokların dönüşüm hızının yüksek olduğunu gösterir.böylece işletme stok bulundurmanın riski ve stoklama maliyetlerine de katlanmamış olur.

değerlemede bizim için en önemli olan kısım:şirketin karının ne olacağı varsayımına bir yorum getirmek.

bununla ilgili excelde aselsana bakalım ve yine karlılığı da bu grafikte belirtelim.her şey açık.

stoklar-ticari borçlar
stok kalemleri ile ticari borçlar arasında bir ilişki kurulabilir.stoklar artarken,kredili stok alımlarından doğan ticari borçlar azalıyor ise olumludur.bu durum stok alımları peşin yapılıyor,mevcut borçlarda zamanında ödeniyor anlamını taşır.ancak bunun tersi bir durum varsa,stoklar azalırken ticari borç artıyorsa olumsuzdur.ticari borçlar genellikle kredili bir borç tipi değildir.yani maliyeti olmayan bir borç olduğundan dolayı belli seviyelerde olması olumsuz karşılanmaz.stoklar artarken belirli bir miktarda ticari borç her zaman olmalıdır ve iyidir.borçlardaki artışın tamamen yeni stok alımlarından kaynaklanmadığı,birtakım borçların vadesinde ödenmemesi nedeniyle vade uzatılmasına gidildiği gibi bir anlam çıkarılabilir.
bolu çimento stoklar-ticari borçlar

bolu çimento örneğinde bu duruma rastlanabilir.zaman içinde karlılığı ne olmuş,ona da bakalım.

bolu çimento karlılık

net satışlar-ticari alacaklar
  1. net satışlar ile ticari alacaklar aynı hızda artıyor
  2. net satışlar artarken ticari alacaklar azalıyor
birinci durumda satışların kredili yapıldığı ikinci durumda ise satışların büyük ölçüde peşin yapıldığı anlaşılmaktadır.her iki durumunda olumlu değerlendirilmesi gerekir.ancak net satışlar azalırken ticari alacaklar artıyorsa bu durum sıkıntıdır.böyle bir durumda net satışların azalması olumlu bile arzu edilmezken,bununla birlikte bir de ticari alacakların artması,alacaklardaki artışın satışlardan kaynaklanmadığı,iyi bir tahsilat politikası yürütülemediğinden alacakların tahsil edilemediği ve vade sonu nedeniyle yeni alacakların doğacağını düşünebiliriz.

denizli cam piyasa çarpanları

yukarıda denizli cam örneğini verdim.net satışları 2015/12 dönemine kıyasla 2016 yılında neredeyse yarısından fazla düştü.karına bakalım ne olmuş?

denizli cam karlılık

üstteki grafiğin şöyle bir özelliği var,piyasa değeri ortalaması ve şirketin endekse kıyasla getiri olarak nerede durduğunu gösteriyor.net karın dibe vurduğu yılda hisse senedi fiyatı %40'a yakın düşüyor.
denizli cam fiyat grafiği

net satışlar-dönen varlıklar

net satışlar ile dönen varlıklar birlikte artış gösteriyorsa,satışların getirisinin yine dönen varlıklara döndüğünü dolayısıyla işletmenin borçlanmaya gerek duymaksızın faaliyetlerini yürütebileceğini,şirketin ödeme gücünün iyi olduğunu gösterir ve olumlu karşılanır.bana kalırsa güçlü olarak kabul edilen şirketlerin temeline baktığımızda bu oran yıllar boyu pozitif sürdürülebilirliğini korumuştur.

aksi durumda satış getirisinin dönen varlıklara yansımadığını,uzun vadede kredili satış yapıldığını yani dönen varlıklar bünyesinin zamanla zayıflayacağını gösteren olumsuz bir haldir.

net satışlar-maddi duran varlıklar

net satışlar azalırken maddi duran varlıklar artıyor ise bu durum varlık alımı suretiyle artırılan kapasitenin iyi kullanılamadığı bir başka deyişle üretim artırıldığı halde bunların satılamadığı gibi olumsuz bir durum ifade eder.

net satışlarda artış var ancak bu artış duran varlık artışlarının gerisinde kalıyor ise kapasite artışının henüz satışlara tam olarak yansımadığı söylenebilir.oysa net satışlar ve duran varlıkların birlikte artış göstermesi üretimin arttığını ve üretilenlerin satıldığını gösterir ki bu da istenilen bir durumdur.

ayen enerji örneğine bir göz atalım.

ayen enerji satış büyüme

satışlardaki büyüme bir yıl süreyle taban yapsa da ardından şirket toparlamış ve yatay bir büyüme sergiliyor.ayen enerjinin maddi duran varlıklarındaki büyüme 2013 yılındaki rakama kıyasla dört senede iki katına çıkmış.bu artışın neden kaynaklandığını anlamak için dipnotları okumak lazım.aynı dönemde net satışlar yarıya düşmüş.

ayen enerji satış gelirleri

ayen piyasa değeri ve karlılık ilişkisi

aynı dönemde piyasa değeriyle esas faaliyet karı ve net karın ne şekilde ilerlediğini göstermeye çalıştım yukarıdaki grafikte.2013'den sonra satışlar düşüyor.piyasa değeri geriliyor.net kar ve esas faaliyet karı birbirinden kopuk halde.detaylı bakmalı buna da.aynı dönemde özvarlık karlılığı da sıfırın altına inmişti.bu o şirkete yatırılan 100 liranın eksi lira olarak geri döneceği anlamını taşır,yatırım yapmayı anlamsız kılar.

dönen varlıklar-kısa vadeli borçlar

dönen varlıkların kısa vadeli borçlarla karşılaştırılması borç ödeme gücünün ölçülmesinde kullanılır.dönen varlıklar azalırken kısa vadeli borçların artması kabul edilmeyecek bir durumdur.kısa vadeli borçlar,dönen varlıkların bünyesindeki nakit ve nakde çevrilir değerlerle ödeneceğine göre böyle bir durumun devam etmesi işletmenin borçlarını ödeyemez bir duruma düşmesi anlamını taşır.tersi durum olumlu görünse dahi dönen varlıklar içinde atıl fonların tutulmasına dikkat edilmelidir.yüksek nakit ve benzeri değer tutulması,hızlı dönüşümü sağlanarak karlılığa çevrilebilecek değerlerin atıl kalmasına ve karlılığın olumsuz etkilenmesine sebebiyet verir.

bu dengenin iyi kurulması optimumda tutulması gerekir.kredi verenler için borç ödeme gücü, bu oran ne kadar yüksekse o kadar iyidir.ancak ortaklar için en önemli husus karlılıktır.bu nedenle ortaklar,yüksek dönen varlıklar yerine dönüşüm hızı yüksek olan dönen varlık tutulmasını tercih ederler.
oran analiziyle ilgilenenler bahsettiğim tanımın cari orana karşılık geldiğini bilirler.

temel analizin borçluluk ve özkaynak kısmına hatta yatırım kısmına yani pasif tarafına hiç değinmedim.bir başka yazıda aklımda olan konu bu.

gördüğünüz gibi saçma sapan temeli olmayan fiyat/kazanç oranı palavralarının aslında hangi temele dayandığını bu yazıda basitleştirilmiş haliyle okudunuz.şirketlerin güçlü/zayıf yönlerini arasındaki ilişkinin özü bu kadar açık.

21 Eylül 2017 Perşembe

6 Değerleme Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?

merhaba.bir önceki yazının üzerinden bir hayli zaman geçmiş.her ne kadar bugün banka değerleme başlığı altında bir yazı yazmak istesem de aslında değerlemeye dair ufak notlara değinsem daha iyi olacak.önceki yazımda ıcbc bank adı geçti.birkaç ekleme yapmak istiyorum:

rakamlarla giriştiğimiz tüm uğraşların temel amacı geleceği tahmin edebilmek ve bunun için daima geçmiş verileri baz almak zorundayız.oysaki piyasa daima geleceği fiyatlar.tekstilbankı ICBC'nin satın alması ve geçtiğimiz günlerde yapılan sermaye arttırımıyla bankada birtakım değişiklikler oldu.şu dönemde perakende bankacılıktan ziyade ISO 100 şirketlerine yönelerek büyük krediler verip büyük paralar kazanıyorlar.bankalarda kar marjının çok önemi yoktur.önemli olan net faiz marjı arasındaki makası açabilmektir.yani krediyi olabildiğince pahalıya verip parayı ucuz maliyetle bulmak. ICBC geldiğinden beri net kar marjını bir şekilde artırdı.dışardan uygun kaynaklarla RMB/TL swap yapıp burada kredi veriyorlar.kredi verdikleri projelerinde çoğu devlet projeleri olunca riski de az olmakta. 

bu noktada bankayı değerlendirirken gelecekte ne kadar kar edeceği yönünde bir temel analiz çalışması yapalım.kullanacağımız yöntemin adı gordon growth model.dağıtılacak temettülerin büyüme trendini anlayabilmek aslında konu.sonsuza kadar süreceği varsayılan temettülerin bugünkü indirgenmesi.

temettü ödemeleri

bu model ile değerleme yapabilmek için büyüme,temettü oranı gibi rasyolar hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.şu durumda beklenen net kar tahmini yapabiliriz ancak.halka açıklık oranı %10 olan bu şirketin gelecek dönemlerdeki tahmini karını modelimize entegre edersek fiyat/kazanç oranının ciddi anlamda düştüğünü göreceğiz.

ıcbc bank f/k

fiyat/kazanç oranı 142'lerden neredeyse 50 civarına düşmüş.sektörde bu oran 201706 döneminde 7'ye yakın.bunda net karının %30 artması ve net faiz gelirinin iki katına yükselmesinin etkisi büyük.bana kalırsa gelecek dönem bilançolarında rakamlardaki artış devam edecek.bankalarda net kar ve faiz gelirini birlikte değerlendirmek önemli.

ıcbc net faiz geliri

benim sözde yatırımcı adını verdiğim güruh bir hisse senedi alıp satarken sadece onun grafiğine bakar.endeksteki gidişata bakmak,buna göre bir b planı oluşturmak ya da piyasanın riskini ölçmeyi akıl edemez.

bunun için oldukça basit bir indikatör yazdım.

endekse göre performans

bu grafikte mavi ile gösterdiğim hisse senedi iken,kırmızı çizgi endeksi sembolize ediyor.burada göstermek istediğim şey,hissenin endeks ile olan teknik korelasyonu.mayısta başlayan yükseliş trendi görünen o ki endeksle paralel ama xu100 getirisinin altında.bana kalırsa o dönem bu hisse para kazandırıyordu fakat endeks getirisinin altında kaldığı için keko yatırımcılar %2 kar edince sevindiğini sandılar.hazirandan sonra durum değişti.endeks ile arayı baya açtı ve doğru kağıtta olduğumuzu gösterdi.

onun dışında nelere bakmalıyız:

halka açıklık oranı düşük ve dolaşımda pay sayısının 46.334.848 olması.herkesin bildiği bir teori.bir maldan ne kadar az varsa değeri de o kadar yükselir.tabi o hisse senedinin gelecekte iyi yerlerde olacağı varsayımını göz önünde bulundurmak gerek.

ben bankayı değerlerken özellikle karlılık oranlarına ayrı bir önem veriyorum.

özsermaye karlılığı dupont analizlerinde sıkla başvurulan bir rasyo.bankanın bu oranı sektörün altında kalsa da en azından artıya geçmiş olması radarda göze çarpıyor.bu şirkete ortak olduğumuz 100 liranın bir sene sonunda bize ne kadarla döndüğünü gösterir.

karlılık oranları içerisinde alınan faiz,ücret ve komisyonlar ayrı bir yer tutuyor.bu oranın artmasıyla beraber takipteki kredilerin bariz bir şekilde düşmesi görünümün pozitifliğine işaret.

tüm sektörler için geçerli olan performansta artışa işaret eden kalemler nelerdir?
  1. stoklar (stoklardaki artışa rağmen stok seviyelerinin aynı kalması hatta azalması işletmenin alacak devir hızının ve nakit yaratma gücünün arttığını gösterir.bu durum gelecekte kara olumlu yansıyacaktır).
  2. duran varlıklar (bilançodaki net değerleri azalmış duran varlıklar amortisman giderlerinde bir azalma yaratacağından kar artışına olumlu yansır).
  3. kısa vadeli yabancı kaynaklar (dönen varlıklardan daha az borcu olan şirketler likidite sorunu yaşamazlar).
  4. sermaye yedekleri (özkaynaklarda işletme faaliyetleri sonucunda yaratılan kar dışındaki etmenler dolayısıyla arttırılan unsurlardır.bu unsurlar gelecek dönemlerde sermaye artırımlarında kullanılarak mevcut ortaklara bedelsiz hisse sağlar).
  5. geçmiş yıl karları (sermayeye eklenerek ortaklara bedelsiz hisse senedi sağlar).
yukarıdaki beş madde başka bir yazının konusu olabilirdi ancak söz açılmışken bunları da ekledim.

ıcbc aktif kalemler

grafikte aktiflerdeki trendi izliyorsunuz.hacim olarak rakamlar düşük olsa da gidişat hep pozitif.sözde analistlerin saçma çizgiler ve anlamsız indikatörlerle dolu boş uğraşlarının dışına çıkıp farklı bir yoldan gidelim.

hisse a: ICBCT
hisse b: FINBN

her ikisi de takibimde olan şirketler.investingten 30 günlük geçmiş kapanış verilerini indirdikten sonra belli formülasyonlarla yarınki kazanç ve portföyümde hangi hisseyi ne kadar bulundurmalıyım,sorularına cevap bulalım.

ıcbc getiri

verileri çekerek elde etmek istediğim datalar neler:
  • günlük ortalama değişim
  • standart sapma
burada yarınki kazanç ihtimalinin en yüksek olduğu noktaya bir çözücü formülü yazarsak, ICBCT hisse senedinin her ne kadar diğerine göre standart sapması tepede olmasına rağmen portföy ağırlığını %100 bu hisseyle ağırlıklandırabiliriz.FINBN hissesi son bir ay içerisinde günlük değişimin sürekli altında kaldığından doğru bir sonuç çıkmadı.sadece hisse senedi analizi nasıl yapılır sorusuna örnek göstermek amacıyla farklı metotlar deniyoruz.

beklenen getiri/risk grafiğinde 45 derecelik açının kestiği yer optimum noktadır.

ıcbc beklenen getiri ve risk grafiği

sözün kısası, okuyuculardan çok sayıda mail alıyorum banka değerlemenin nasıl yapılacağına dair.sorusu olan varsa mailden bana yazabilirsiniz.bir sonraki yazımda tobins q değerleme yönteminden söz edeceğim.

25 Ağustos 2017 Cuma

2 Banka Değerleme

ileri düzey teknik analiz yazıları çoğu yatırımcının daha çok ilgisini çekse de temel analiz hakkında yazacağım bugün.özellikle banka bilançoları hakkında sorular geliyor.

burada değişen en önemli kalem dönen varlıklar yerine bilançodaki nakit değerler kavramı.alım satım amaçlı menkul kıymetler bulunuyor.ben de diğerleri gibi işyatırım web sitesinden faydalanıyorum verileri çekerken.

temel analiz yaparken twitterdaki üstat bozuntularına hiçbir şey sormanıza gerek yok aslında.tüm veriler elinizin altında. yapmanız gereken tek şey,bunları excele alıp yorumlayabilmek.o sözde üstatlar da fiyat/kazanç oranının ne anlama geldiğini bilmezler.bildikleri tek şey hep tekrarladıkları belirli aralıklar.şu aralıktaki hisse iyidir kötüdür ya da üç aylıklar gelmeye başladıktan sonra "şunun pd/dd değeri çok iyi" diyerek tavsiye verme moduna girerler.neden diye sorduğunuzda verecekleri bir yanıtları yoktur.çünkü yaptıkları şey aşağıdaki anlatacağım çarpan analizinden başka bir konu değildir.

adamlar bir tutturmuş fiyat kazanç oranı diye.şirketin hangi sektörde faaliyet gösterdiğini bilmez,özvarlık karlılığından haberi yoktur ama konuşur.

bak kardeşim.

https://www.isyatirim.com.tr/tr-tr/analiz/hisse/Sayfalar/Temel-Degerler-Ve-Oranlar.aspx#page-1

buraya girdikten sonra hangi sektör ile ilgileniyorsan o sektördeki şirketleri bir excelde toplayacaksın.örnek vermek gerekirse,bankacılık sektöründe bir analiz yapmak istiyorsan;

Çarpan Analizi

bankacılık sektörü için çarpan analizinde işime yarayacak verileri işyatırımdan aldım.bu sayfada tüm oranlar var olduğundan yazıyı da uzatmamak adına bazı şirketleri es geçtim.

bankacılık sektörüne bağlı şirketlerin bilançolarına bakarken nelere dikkat etmeliyiz:
  • bankanın öz varlığı ne kadar mevduatı karşılıyor?
  • alım - satım amaçlı menkul kıymetler kısa vadeli trading amacıyla kullanılıyor.
  • bankalar ve diğer mali kuruluşlara verilen borçlar,aktiflerde yer alır.
  • factoring işlerini artık bankalar yapmıyor.
  • sendikasyon kredileri,dışarıdan buldukları kredilerdir.
  • ihraç edilen menkul kıymet,bankanın çıkardığı tahvil veya bono.
  • kredilerden alınan faizler,faiz oranı değişikliğinden etkilenir.
  • gelir tablosuyla aktif/pasif durumlarını karşılaştırmak lazım.
  • net ücret ve komisyon gelirleri, eft-dosya masrafı vs.elde ediyorlar.
bankanın asıl işi para satmak olduğundan bizim için en önemli rasyo net faaliyet karı/zararıdır.

banka acaba nereden para kazanmış,varlıkları nasıl,hemen paraya çevrilebilir likit varlıklar mı yoksa donuk varlıklar ya da geriye dönüşü zor olacak kredilerden mi oluşuyor?

aktifler içerisinde yer alan takipteki krediler,bilançonun önemli bir kalemi.

bankaların diğer sanayi şirketlerinden bir farkı da yıllık net satış olarak gözüken kısmın, faiz gelirlerinden faiz giderlerinin düşülmüş şekli olduğudur.excelde bunu belirttim.

yani net faiz gelirleri bankalar açısından ciro demektir.

bunlara ek olarak banka bilançolarında şirket değerleme usulleri uygulanmaz.piyasa çarpanlarına bakmak yeterlidir.

Banka Değerleme

yine verileri işyatırımdan aldım ve excelde topladım. yukarıdaki oranlar üstteki grafikte gösterdiğim veriler yardımıyla hesaplanıyor.ortada lise mezunu üstatlara yardım dinlenecek bir durum yok.

sektör ortalamasını alırken bariz bir şekilde ortalamayı etkileyecek olan hisse senedini formüle almadım.

sonuç olarak şirketin pahalı mı yoksa kelepir mi kaldığını bulmak için sektör ortalamalarıyla;
  • özkaynaklar
  • aktifler
  • net faiz geliri
  • net kar
rakamlarını çarparız.bu noktada piyasa değeri/net satış gelirlerinden çıkan oranı şu anki piyasa değerine bölüp 1 çıkartırsak şirketin olması gereken fiyatının ne kadar altında yahut üstünde olduğunu görürüz.

işin bu kısmını size bırakıyorum.

ben bir hisse senedini almadan evvel sadece özsermaye karlılığına bakıyorum tabi uzun vadeli tutacaksam.

Öz sermaye Karlılığı

net kar arttıkça grafiğin pozitife döndüğü bariz.bir sonraki sene için öz varlık karlılığını hesaplarken net karı bu yılın öz varlık rakamına bölmemiz doğru olandır.yani uzun süren bir düşüş trendinden sonra bu rasyonun tekrar eski seviyelerine yükseleceğini bilmek bir hayli zor.piyasalar da içinde bulunduğumuz andaki rakamlarla ilgilenmediğinden geleceği doğru tahmin edebilmemiz şart.bu da ancak önümüzdeki senelerin net karı hakkında bilgi sahibi olmakla sağlanır.

yukarıdaki oranları kullanarak excelde basitçe bir kabarcık grafiği oluşturdum.belli bir noktada yoğunlaşan ve ortalamadan sapan hisse senetlerini bu şekilde daha net görebilirsiniz.akbankın ortalamadan bir hayli uzaklaştığı,bu da hisse senedinin şu an pahalı olduğunun bir göstergesi.

Kabarcık Grafiği

basit bir filtreyle özsermaye karlılığı en çok artan hisse senetlerini bulabiliriz.

Öz varlık Karlılığı

ortalamanın üzerinde kalan sadece üç hisse senedi var.20170/06 bilançolarına göre.filtreden çıkan bu kağıtlar üzerinde teknik analiz çalışabilirsiniz.böylece onlarca orana bakıp yorum yapmanıza gerek kalmaz.yükselecek olan hisseler sadece karını bir önceki dönemlere kıyasla artıranlardır.

6 Ağustos 2017 Pazar

8 Talep Konsantrasyon Eğrisi Sistem Uyarlaması

az önce bir okuyucumdan mail geldi. tke indikatörünün sistem testera çevrilmiş halini soruyor.bunu mail üzerinden cevaplamak yerine bloga yazmayı daha doğru buluyorum.o yüzden eski okurlarımda şunu bilsinler.bundan sonraki günlerde sadece soru geldikçe bloga yazı yazacağım.

benim yazdığım sistemde cross formülasyonu var.sistem en optimal sonucu gösterecek bize.

al: cross(mov((STOSD(14,6,6)+MFI(14)+Mo(14)+CCI(14)+RSI(14)+WILLR(14))/6,7,s),opt1)
sat: cross(opt2,mov((STOSD(14,6,6)+MFI(14)+Mo(14)+CCI(14)+RSI(14)+WILLR(14))/6,7,s))

açığa sat: cross(opt2,mov((STOSD(14,6,6)+MFI(14)+Mo(14)+CCI(14)+RSI(14)+WILLR(14))/6,7,s))
açık pozisyon kapat: cross(mov((STOSD(14,6,6)+MFI(14)+Mo(14)+CCI(14)+RSI(14)+WILLR(14))/6,7,s),opt1)

tke

açığa sat ve açık pozisyon kapat ekranlarına koşul girmemin sebebi,formülü viobda uygulamak isteyenler içindir.

viob grafikburada en yüksek getiriyi sağlayan 5 optimize değeri matriks hesapladı.getiriler birbirine çok yakın.ben en yüksek getiri yerine, en az işlem sayısı ve karlı işlem sayısı/toplam işlem sayısı rasyosunu önemli buluyorum.getirileri aşağıdaki excelde görebilirsiniz.opt değerleri 55-20 girdiğimizde oldukça yüksek bir getiriye ulaştığımız sistemde, 45-70 değerleri negatif getiriye sebep oluyor.bu yüzden her sistemi,vade,enstrüman ve katlanabileceğim riske göre optimize etmeliyim.bu arada grafikte yaklaşık 15 senenin verisi var.başlangıç bakiyesi 1.000 tl ve kaldıraç 1'e 8.



aynı sistemi fml fonksiyonu ile de yazabiliriz.

al: cross(fml("tke"),opt1)
sat: cross(opt2,fml("tke"))
açığa sat: cross(opt2,fml("tke"))
açık pozisyon kapat: cross(fml("tke"),opt1)

al/açık pozisyon kapat, sat/açığa sat aynı koşullar.

tke al/sat

yukarıdaki optimize değerlere göre toplam 195 test olacak matriks arka planında.sistemde stop-loss/take profit noktaları belirlemedim.şartları girmiş olsam dahi açığa satış işlemi de yapmadım.




grafik üzerinde göstermeden önce bu sistemin en iyi optimize sonucunun yaklaşık 92 bar işlem yaptırmadığını gördüm.bu süreyi sürekli trade etmeye programlı birisi nasıl geçirir.bilmiyorum.
eğer bu iki sisteme de açığa satış emirlerini de içeren bir formüle çevirseydim sat verdiği yerlerde sistem getirisi yatayda görünmeyecekti.bu sistemleri yeni tanımaya başlamış birini yanıltabilir.


tke göstergesine göre al/sat veren hisse senetlerini explorer filtre kısmına alttaki formülü yazarak bulabiliriz.

(STOSK(21,9,9)+RSI(21)+CCI(21)+MFI(21)+WILLR(21)+MO(21)+ULT(7,14,28))/7;0;80;20>20

günlük periyotta inceleme tarihini son bar seçersek sonuçlar şu şekilde:



burada ek kolon seçerek ya da explorer sayfasında görmek istediğimiz verileri kolonlara yazarsak,sinyallerin fake olup olmadığını daha net tespit edebiliriz.bu indikatör özelinde birden fazla göstergenin harmanlamış hali olduğundan buna gerek duymadım.

neyse uzunca teknik analiz konuşmayalım.temel analize bakalım biraz da.ilkokul çocuğunun bile bir haftada keko yatırımcılar kadar öğrenebileceği bir analiz metoduna bu kadar güvenmemek gerek.istatistiğe dayalı modellemeler sayesinde teknik analizin aslında neyi gösterdiğini yorumlayabiliyoruz.standart sapma değerini içeren bollinger bandı gibi.

bir programa ihtiyaç duymadan basitçe hareketli ortalama çizdirebiliriz excelde.bu değerlere istediğimiz her yerden ulaşabiliriz.google spreadsheet bu konuda çok faydalı.verileri iş yatırımdan çekiyorum ya da yahoo finance.

hareketli ortalama

teknik analiz yapmak için başka bir şeye ihtiyacınız yok.bu kadar kolay ulaşılabilen bir bilgiyi kullanarak nasıl para kazanabilirsin ki?

temel analiz

bu veriler daima yanımda.çarpan analizi yaparken bakıyorum.şirket değerleme bunlarla sınırlı değil.hatta bu oranların yanıltıcı tarafları da var.bunları ilerleyen günlerde vereceğim eğitimlerde anlatacağım.tek başına bakıldığında hiçbir anlam ifade etmeyen değerler bunlar.

18 Mayıs 2017 Perşembe

4 Manipülatörler Nasıl Düşünür?

en son varant stratejileri üzerine yazacağımı söylemiştim hatta daha kapsamlı olarak türev ürünleri inceleyecektim fakat yaptığım anket sonucunda algoritmik trading,piyasa psikolojisi hakkında yazılar istenince ben de bugünkü yazının konusunu manipülatörlerin işlem sırasında ve sonrasında neler düşündüklerine ayırdım.borsada geleneksel al sat stratejilerinden ziyade bir de analizden sayılmasa da işin profesyonelleri tarafından oldukça sıkl kullanılan sokak dövüşü teknikleri var.

sermaye arttırımları:

bedelsiz.

türkiyede nedense bedelsiz sermaye artırımları hisse senedinde anlamsız bir yükselişe sebep olur.bu durum kimi zaman yatırımcıların bunu önceden duyarak ya da bu beklentiye inanmalarına dayanarak yaptıkları alımlarla kimi zaman da piyasadaki büyük oyuncuların küçük yatırımcıların hızlanan ralliye katılımlarını görerek bunu kullanmasıyla ortaya çıkar.aslında ekonomik olarak bir anlam ifade etmese de habere dayalı işlem yapan çoğu yatırımcı doğru zamanda işleme girdiyse sadece buna bakarak kar edebilir.önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi dünyada sadece bu tip hareketleri takip eden traderlar var.bu bedelsiz beklentisi de olabilir, gap de.hissedeki ralli hareketi elinde düşük maliyetle kağıdı tutan yatırımcıları sevindirirken,piyasadaki yükselişi gören diğer yatırımcıların da oyuna dahil olmasıyla spekülatörlerin oldukça sevdiği bir ortam var olur.

bedelli.

yüksek tutarda bir bedelli sermaye arttırımı haber açıklandıktan sonra hisseyi olumsuz etkiler.rüçhan haklarının kullanılmaya başlanmasından sonra piyasa dengelenir ve rüçhan hakkı kullanım süresi bitmesine yakın hissede yön değişir.pozitif yönlü hareket başlar.

bedelli haberinin açıklanmasından hemen sonra başlayan olumsuzluğun sebepleri:
  1. pay sahiplerinin yeterli kaynağa sahip olmamaları
  2. aynı yatırımcıların kaynak yetersizliği sebebiyle hisselerini/rüçhan haklarını satacak zorunda kalmaları
rüçhanlar satıldıktan sonra başlayan pozitif hareket ise:
  1. şirketin sermaye yapısının kuvvetlenmesinden
  2. olumsuz haberin bitmiş olmasından kaynaklanır.
bunlar sermaye artırımları sırasında yatırımcıların aklından geçenlerin özet olarak hangi sebeplere bağlı etkilendiğini gösteren şeyler.

asıl konumuza gelelim.

çoğunlukla spek diye bilinen ancak manipülatörden bahsedilen ve bu adamların küçük yatırımcılardan farklı olarak ne yapmaya çalıştıklarına değinelim.burada internette her yerde okuyabileceğiniz saçma sapan yazıların aksine konuyu maddelerle ve alışılmışın dışında bir biçimde ele almaya çalışacağım.
  1. manipülasyon sandığınız gibi sadece beklentili hisselerde olmaz.bazen halka arzı fiilen gerçekleşmemiş hisselerde veya mali durumu çok kötü olan/neredeyse batacak şirketlerin hisselerinde de gerçekleşebilir.
  2. manipülatörler,çok zeki ve cesurdurlar.anlık kararlar verebilirler.
  3. takasın tek bir kişide toplanmadığı,bağımsız ve yüksek ölçekte payların olduğu hisselerde manipülasyon yapmak güçtür.
  4. bir haber önceden yayıldıysa ve bunu sonradan öğrenen küçük yatırımcılar da hissede operasyon yapma çabasındaysa (talepten söz ediyorum) hisse hakkında en ufak iyi bir haberin gelmesi manipülatörlerin o hisseden çıkması için yeterlidir.
  5. manipülatörlerin takip ettiği az sayıda şirket vardır ve bu şirketlerin her şeyini bilirler.haberleri ilk onlar duyar.tanıdıkları çoktur.
  6. bir manipülatör şirket yöneticileriyle birlikte operasyon yapmanın peşindeyse tahtadan çıkmadan önce birçok mecrada şirket hakkında olumlu haberler yayılır.dergilerde,internet sitelerinde sürekli gelecekteki projelerden bahsedilir.
  7. takas okumayı bilmeyen küçük yatırımcı hissedeki hacim artışını başka hiçbir veriye bakmaksızın olumlu değerlendirebilir.bu yanlıştır.manipülatör kendi kendine işlem yaparak hissede yukarı yönlü bir algı oluşturmaya çalışıyordur.
  8. ekranın devamlı yanıp söndüğünü gören amatör birisi hissede bir şeyler oluyor hissine kapılarak tuzağa düşebilir.1 lot 1 lot alım yaparak ekranı renklendirirler.
  9. amatörler grafiğin üzerine rsı indikatörü atarak pozitif uyuşmazlık ararlar :) teknik analizden anladıkları tek şey budur.basit bir trend takibi yapmak yerine grafiklerle oynamayı seven,aynı anda dört ekranı birden izleyen sözde analistleri avlarlar.
  10. ucuz kalmış hisselerde alım yaparlar.burada hissenin fiyatının 1-2 liranın altında olması önemlidir.50 liralık bir hissede yaşanan operasyonla,1 liralık bir hissede yaşanan aynı değildir.1 liralık hissenin takasının %80'inden fazlasına sahip bir manipülatör ekstra alım yapmadan bu hisseyi rahatlıkla götürebilir.
  11. operasyonda olan hisse belli bir fiyata kadar yükselmişse manipülatörün diğer bir görevi bu kağıdın uzunca bir süre o fiyatta kalmasını sağlamaktır.bu yüzden büyük çaplı bir hareket sonrası uzun süren yatay trend izlenir.
  12. manipülasyon yapıldığı bilinen bir hisse senedinde "bu fiyatlar düşük kaldı" tabiriyle hareket edilmez.manipülatörler 1 liraya maliyetlendikleri kağıdı "şuraya gelsin satarım" demezler.onlar için kağıdın 20 liraya gitmesi bir satış hedefi ya da başarı değildir.
  13. operasyonun bitmesine yakın manipülasyona konu olan kağıtlar birkaç gün süreyle "günün en çok yükselen hisseleri" potasında yer alır.burada amaç kendileriyle birlikte günlükçülere de üç beş lira kazandırmak ve artık hareketin sonlara yaklaştığını göstermektir.
  14. işlem hacmi artmıştır.düşen hissede artan hacim daha sert bir düşüş değil,dönüş işaretidir.kademelerde pasif alımlar artar.birbirinden uzak seviyelere emirler girilir.kademeler genişletilir.
  15. hisseden çıkmak için sistematik riskin (Sistematik risk: Genel ekonomik koşullardan kaynaklanan ve dolayısıyla tüm yatırım araçlarını etkileyen, kaçınılamayan riski ifade eder. Piyasa riski olarak da adlandırılan bu risk azaltılabilir ama tamamen yok edilemez.[1]) en düşük olduğu zamanları kovalarlar.
  16. hissede durmaya niyetlilerse fakat başka sağlam bir alıcı gelmişse hisseden çıkarlar.bu onları üzmez.ders alırlar.
  17. açığa satış yapan diğer büyük oyunculardan çekinirler.bu durumda farklı bir oyun kurgularlar.satışçı avı başlar.ego savaşları yaşanır.
bir manipülatörün ne yapmaya çalıştığını bilmeden borsada para kazanacağını düşünen birileri umuyorum ki yoktur.sonraki yazımda indikatörlerden bahsedeceğim.belki aylar sonra.

Kaynak
bu yazı e.karayazıcı borsa eğitimi notlarından derlenmiştir.

10 Mart 2017 Cuma

2 Varant Stratejileri

uzunca bir süredir sadece varant piyasasında işlem yaptığımı sürekli belirtiyorum.bu piyasanın türkiyede yeni tanınmaya başladığı günlerden beri işin içinde sayılırım.zamanla bu piyasanın aslında ne olduğunu,nelerden etkilendiğini öğrendim ve işlem yapmaya başladım.çok geçmeden varantlara alışıp diğer enstrümanlarda yatırım yapmayı bıraktım ve halen bu durum devam ediyor.

burada varant nedir,nasıl alınır satılır sorusuna tabii ki cevap vermeyeceğim.blogumda yer alan hiçbir yazıda amatör yatırımcıları bilgilendirmek amacıyla yazılmadı.buraya bildiğim şeyleri not alarak unutmamı engellemeye çalışıyorum.kimseye bilgi verme amacı gütmeden.bu yazıda varant stratejilerinden de bahsedeceğim.

genel olarak opsiyonlarda 4 tip katılımcı vardır:

  1. piyasalar yükselirken alıcılar (piyasanın yükseleceğini düşünüyorlardır)
  2. piyasa yükselirken satıcılar (piyasanın yükselmeyeceğini düşünüyorlardır)
  3. piyasa düşerken alıcılar
  4. piyasa düşerken satıcılar
yani aslında bunları 2 temel grupta toplarsak, hem aşağı hem de yukarı gideceği düşünülen bir piyasada alıcılar ve satıcılar vardır.

alıcılar bir hak satın aldıkları için bir bedel ödemek zorundadırlar.buna biz prim diyoruz.satıcılarda bu prim karşılığında bir yükümlülük üstlenirler ve piyasalar bu şekilde 4 tip katılımcıya açılmış olur.

alım opsiyonlarında piyasa yükselir ve kullanım fiyatı düşük kalırsa yatırımcı kar eder.bu karını hemen realize edebilir.piyasanın beklediği gibi yükselmezse,ödediği primle sınırlı bir maliyeti söz konusudur.

varantlar ödünç işlemlerine ve kredili işlemlere konu olamazlar.bir ihraçcı firma,aracı kurum tarafından ihraç edilirler, satıcısı onlardır ama opsiyon piyasalarında açığa satmak mümkün değildir.

uzun ve kısa pozisyonu şöyle özetleyeyim:
  • alıcı iseniz opsiyonu kullanma hakkınız var.
  • satıcı iseniz yükümlülüğünüz var.
alım opsiyonu satın alan bir yatırımcı belirli bir vade için opsiyona dayanak oluşturan belli miktardaki malı,finansal enstrümanı ya da sermaye piyasası aracını bir prim karşılığında yine önceden belli bir fiyattan alma hakkına sahip olur.alıcının karşısında daima bir satıcı vardır.bu işleme long call denir.

short call yani alım opsiyonu satan bir yatırımcı ise belli bir vade için opsiyona dayanak oluşturan belli miktardaki malı belli bir fiyattan satmakla yükümlüdür.

çoğu yatırımcı için hisse senedi almak yerine varant satın alınarak kısa sürede,ufak kaldıraçlarla iyi bir getiri elde etmek mümkündür.kekolardan bahsetmiyorum burada.

alım opsiyonu satın almak:

long call

alım opsiyonunun kullanılması,dayanak varlığın kullanım fiyatının neresinde olduğuna bağlıdır.yukarıdaki grafikte maksimum zarar primle sınırlı ve 10$ seviyesinde alma hakkı var.

alım opsiyonu satmak:

short call

piyasanın aşağı gitmesi durumunda bir yükümlülük söz konusu olur.daha düşük fiyattan satın almak zorunda kalabilirim.opsiyonu alanlar piyasa yükseldiğinde kazanacaklar.buna karşılık satanlar kaybedeceklerdir.

eğer dayanak varlığın fiyatı yatay gider/yükselmezse opsiyonu satan yani alım opsiyonunu satan taraf sınırlı bir kazanç elde edebilir.çünkü bir yükümlülüğü yoktur.piyasalar terse dönerse satma yükümlülüğü büyük risktir.

bir de satım opsiyonu alan ve satım opsiyonu satmak tabirleri vardır.değişen bir şey yok.örneğin;satım opsiyonu satarken, iş bankası 5 tl ise ve 4'e düşerse 5 tl'den satma hakkı elde edeceğinden,bu satım opsiyonunu ihraç edenler,iş bankası hissesi 4 tl'ye düştüğünde sizden 5 tl'ye almak durumunda kalır.tersi olursa paranızı kaybedersiniz ve ödediğiniz prim satan tarafta kalır.

varant ve opsiyon piyasalarında piyasanın gidişatıyla beklentilerinizin uyumu çok önemli.riskler ve getiriler yüksek.beklentiler çerçevesinde satın alanlar,piyasanın yükselişi ya da düşüşü yönünde pozisyon açarak ve kaldıracını doğru ayarladığında kazanç sağlayabilirler.satıcıların getirisi primle sınırlı olmasına rağmen riskleri sınırsızdır.

varantları sigorta şirketlerinin kestiği poliçelere benzetebiliriz.bu şirketler ortada hiçbir şey yokken size poliçe keser,prim ödersiniz ve günün birinde başınıza bir iş geldiğinde ödediğiniz primin mislini size geri öderler lakin çoğunlukla işler terse dönmez ve sigorta şirketleri sürekli olarak hasar frekans oranı düşük seyreder.opsiyonu satanlar çoğu zaman yüzde olarak alıcılardan daha çok kazanırlar.

burada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var:
put opsiyonların call opsiyonlardan en önemli farkı,alım opsiyonu satın alan birinin getirisinin sınırsız olabileceğidir yalnız piyasanın nereye gideceği bilinmezliği sürmektedir.karda sınır olmamasına rağmen,satım opsiyonu için sınır vardır.sıfırın altına inmez.iş bankasının varantını 50 kuruştan alabilirsiniz ve dayanak varlık belki de senelerce yükselecektir (burada vade kavramını konuya dahil etmeden yazıyorum) bu gerçekleşebilir,alıcının karı bu noktada sınırsızdır.opsiyonu satarken ise dayanak varlık 0'dan daha düşük olamayacağı için maksimum sınır sıfırdır.

piyasa içerisinden örnekler yapmak ve stratejileri paylaşmak istiyorum.varantların inceliklerini öğrenerek hedging hakkında bilgi sahibi de olabileceksiniz.bu konuya benzer yazıları yayınlamamı istiyorsanız yorumlarınıza açığım.

http://sgmarketwatch.com/2011/10/main-risks-of-warrants-and-options/
https://www.analystforum.com/forums/cfa-forums/cfa-level-i-forum/91353403

17 Şubat 2017 Cuma

1 SPK'nın Yeni Foreks Düzenlemesi

bir süredir foreks hakkında yazılar karalamaya başlamıştım.hatta daha önce hiç düşünmediğim bir şekilde blogumu takip eden arkadaşlarla bir istanbul buluşması yapmak istedim.açıkçası başarıya ulaşmasa da aklımda bu iki konu daima vardı.

spk'nın foreks üzerine çıkardığı yeni tebliğ gelecekte iyi mi olur kötü mü bilemem.biraz evvel okuduğum bir haberde,bu düzenlemeyle birlikte forekste var olan 121bin yatırımcının yavaş yavaş yurt dışına para çıkarmaya başladığı söyleniyor.ben bunu anlamıyorum halen.tebliğin fx'e ilgi duyan,birikimlerini değerlendirmek isteyen küçük yatırımcıyı etkileyeceği söyleniyor ve aracı kurumların asıl kazanmaya çalıştıkları kesim burası.öyleyse bırak 100$'ını alsın gitsin kıbrısa.neden peşinden koşuyorsun ki? senin uğraşın 50.000 tl ya da muadili dövizi olan yatırımcı olsun.

yatırımcı sayısının içerisinde likidite sağlayıcılar var.sadece müşteri bazlı düşünürsek bu rakam 62bin civarında.bir başkası türkiyedeki toplam foreks yatırımcısı sayısının abartıldığını yazısına konu ederken,tspb  tatistiklerinde ciddi anlamda bu sayıda son yıllarda büyük bir artış olduğu görünüyor.aracı kurumların satış departmanlarında çalışan sayısı çok arttı ve bunlar her quarter prime koşan satışçılar.büyük bir kısmı fx bilmez.piyasa bilgileri yok.benle tartışamıyorlar.

foreks bir kumar masasını andırsa da ya da ne bilim borsada sıfır toplamlı oyun mantığının devrede olduğu bir enstrüman gibi görünse de olasılıkların aracı kurum ve yatırımcı arasında eşit dağıldığını düşünmüyorum.yatırımcılar her zaman aracı kuruma karşı birkaç adım geride işleme başlarlar.buna önceki yazılarımda sıklıkla değindim.(en önemli sebep kullanılan metastock yazılımı)

şimdi gelelim düzenlemeye.eskiden yatırımcı düşük miktar bir teminat ile yüksek kaldıraç kullanıp,yüksek miktarlı bir işlem yapabiliyordu.tabi geçtiğimiz aylarda buna da (özellikle kaldıraç mekanizmasına ket vuracak şekilde) bir düzenleme geldi:
1.     önceki tebliğde yatırımcının başlangıç teminatına göre çıkabileceği en yüksek kaldıraç seviyesi netleştirildi.bu da 20.000 TL sınırıydı.
2.     20.000 TL'nin üzerinde nakdi olan yatırımcılar genel müşteri olarak görünmeyip,profesyonel yatırımcıymış gibi değerlendiriliyordu.bu sayede tl,euro ve dolar çiftlerini içeren paritelerde 1:100 diğerlerinde ise 1.50 kaldıraç kullanabiliyorlardı.(bunun ayrıntısı teminatınız 20.000'in altına indiyse kaldıracınız yine aynı kalıyordu).
3.     eğer başlangıç teminatınız bu rakamın altındaysa saydığım üç döviz çifti dışında kalan diğer paritelerde en fazla 1:25 kaldıraç izni verildi.
4.     kaldıraç oranını arttırmak isteyenler öncelikle teminatlarını 30.000'e tamamlamaları gerekiyordu.
5.     bana göre en doğru işlerden bir tanesi olan demo hesaba yönelik asgari 6 gün içinde yapılması gereken en az 50 işlem zorunluluğuydu.tabi bu da dealerların sizi gün içinde defalarca arayıp "şuradan alalım,buradan satalım,biraz da şundan alalım ve satalım" demelerine sebep oldu.veri ekranı eğitimi adı altında yapılan bu al/sat işlemleriyle bu sınır da aşıldı ve yatırımcılar gerçek hesap açma şansı elde edebildiler.
6.     ikili opsiyon ticaretinde yapıldığı gibi "zararınızın şu kadar size iade" tarzında ifadelere yasak getirilmişti.
neden bu düzenlemeler yeterli olmadı?

kaldıraç oranının 1:10 başlangıç teminatının ise 50.000 TL alt limit olmasına yönelik yeni düzenleme tam bir facia.foreksin bir kumardan ibaret olduğunu öne süren anlayışla, ben hedging işlemlerinde kaldıraçtan yararlanıyorum sözleri bu faciaya sebep oldu.

foreks ne kumardır ne de hedging aracı.bu düzenlemenin vob'a yarayacağı,risk iştahı yüksek yatırımcıların oraya kayacağı hatta birkaç ay içinde kıbrısta faaliyet gösteren aracı kurumların piyasadan çıkanlara dadanacağı söylentilerini de çok saçma.

amacımız doğrusuyla yanlışıyla bu piyasayı anlatmak.bunun için çok sayıda yazı yazdım.aracı kurumların sizlere neyi dayattığından tutun da verilerin nasıl analiz edileceğine kadar.piyasayı tamamen objektif değerlendirme çabasındayım.ne bu işten ekmek yiyorum ne de bir kuruş kazancım oldu.okduğum tüm kaynaklar foreks yatırımcılarının %80 küsürünün parasının tamamını en fazla 3 ay içerisinde kaybettiğini gösteriyor.

internette dolaşan keko reklamlardan,paramı şu kadar sürede 5'e katladım ya da avukatım,haftada 1250$ kazanıyorum,uydurmalarına bu zamana kadar kimsenin kanmayacağını düşünmüştüm.taki matematik doktorası olan arkadaşımın bu reklamlara aldanıp 60.000 lira kaybettiği güne kadar.

kolay yoldan para kazanma diye bir şeyin olmadığını büyük paralar kaybeden yatırımcılar bir türlü anlayamadı.halen de anlamak istemiyorlar.kimse sizi arayıp,komisyon almadığını belirttiği bir işten para kazanmanızı istemez.aynı şekilde foreksten düzenli gelir elde etmek mümkün değildir.düzenli getiri için doğru bir trend tespiti yapılmalıdır ama forekste bu trende bağlı hareket etseniz bile ufak bir geri çekilmede kaldıracın etkisiyle kazandığınız tüm parayı kaybeder,farkına bile varmadan stop out olursunuz.

ayrıca foreks işlemleri temel veya teknik analize duyarlı değildir.yani birkaç indikatöre bakarak ancak uzun vadede trendin gücünü görebilirsiniz.onun dışında 5,10 dk'lık periyotların bile önem kazandığı bir piyasada saniyeler sonrasını teknik analizle öngörmenize imkan yoktur.

foreks piyasasında sadece aracı kurumları iyi tanımak (oyunlarını bile),yatırım yaptığınız döviz çiftine göre strateji oluşturmak,düşük kaldıraç kullanmak ve piyasaları etkileyen temel dinamiklerin ulusal para üzerindeki etkilerini tahmin edebilmek yeterlidir.gerisi gerçekten boştur.buna aracı kurumların verdiği eğitimler de dahildir.lüks otellerde düzenlenen,bir kahve içmek için gelen (bu gruba ben de dahilim) adama monte carlo simülasyonuna göre atr değerine bağlı hareketli stoploss sistemi nasıl kurulurdan bahsedersen bu yapılan,eğitim yapmış olmak için eğitim yapmak olur.kimseye de bir faydası olmaz.

merdiven altı diye tabir ettiğim aracı kurumlarda hesap açan,aracı kurumun hangi bankalarla işlem limiti anlaşması dahi olup olmadığını bilmeyen,kurumu denetleyen kuruluşun adından habersiz,neden o kurumda hesap açtın dediğimde "beni çok güzel karşıladılar" diye cevap veren bir adamın (ki aracı kurumlara hangi soruları sormalıyız yazısında bundan bahsediyorum) ben hiçbir platformda para kazanmasını istemiyorum.

yukarıdaki grafikte müşteri sayısının 2016 yılında ay bazlı olarak nasıl arttığını görüyorsunuz.bunu bir de yıl bazında birleştirdiğimde aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor.bu toplam rakamda müşteri ve likidite sağlayıcılar var.


fx müşteri sayısı

2015 yılından 2016'ya kadar olan süreçte yatırımcı sayısında üç katına yakın bir artış var.halbuki 2013 yılında sektörde toplam 28.698 yatırımcı vardı.üç senede piyasaya artan ilgi neredeyse dört kat.

kayıp/kazanç oranına bakalım.istatistik kalabalığı yapmak istemiyorum ama grafikler durumu açıkça ortaya koyuyor.internette dönen uyduruk ilanlarda ne hikmetse herkes kazanıyor.veriler böyle demiyor.


fx kar/zarar eden oranı

tebliğe bu kadar karşı çıkılmasının ana sebebi,aracı kurumların yeni düzenlemeyle yaklaşık 5.000 kişi civarında işten çıkarmaların,irtibat bürosu/şubelerin kapatılmasının söz konusu olması.peki şu anda bu sektörde kaç kişi istihdam ediliyor?

bu arada ona geçmeden önce piyasayı elinde tutan ilk 10 kurumu sıraladım.likiditenin büyük bir kısmı bunlarda.diğerlerinin bu pastaya girebilmesi için sağlam bir rekabete girmeleri şart.

aracı kurumların çalışan sayısı
piyasalardaki ilk on yatırım kuruluşu

aracı kurumların gelirlerinin büyük bir kısmı komisyondan (spread farkı) oluşuyorken ve bu tebliğle önceden bahsettiğim en iyi alış ve satış fiyatlarının üzerine kar eklense bile ortada bir yatırımcı topluluğu olmayacağı için en az 5.000 insanın işi tehlikede.

bir sermaye piyasası aracı olmayan fx işlemlerinde kaybeden yatırımcılar bağlı oldukları aracı kurumlara giderek şikayetlerde bulunuyorlar.tspb'nin hakem heyeti genellikle yatırımcılar lehine kararlar çıkartıyor.bu durumda sözde yatırımcıları kurumlar tehdit ederek şikayetlerinden vazgeçirmeye çalışıyorlar.artık ne tutarsa.

burada yazalı yaklaşık dört sene olacak.bana gelen maillerin büyük bir kısmı iibf öğrencilerinden geliyor.onlara bu zamana kadar benzer tavsiyelerde bulundum.soruların birçoğunda fx aracı kurumlarında portföy yöneticisi/yatırım uzmanı vs. olma gayesi var.şu anda aracı kurumların 1/4'ü sadece fx işlemleri yaparak kar ediyor ve temelleri bunun üzerine kurulu.yeni tebliğ bu kurumların küçülmesine belki birleşmelerine ya da tasfiye edilmelerine yol açacak.hatırlarsanız ki kısa zaman önce toros menkul ve başkent menkul değerler gibi yılların kurumları faaliyetlerine son vermişti.bunca işsizin üzerine bir de yeni mezun kitle eklenince iş bulmak daha da zorlaşacak.ne diyeceğimi bilmiyorum.sektör batık.artık spk lisanslarından ziyade cfa,cıa,cbap gibi sertifikasyonlar geçerli olacak.cbap sertifikasına avustralya devleti vatandaşlık veriyor.acaba bundan kimin haberi var?

elinizde lisanslarınız yoksa iş bulamıyorum diye kendinize kızmayın.zaten piyasada nitelikli adam yoktu.iyiler belki de bankaların hazine/fon yönetimi departmanlarına geçecekler.aracı kurumlarda üst düzey yönetici olup da halen lisans sahibi olmayan kişiler var.

kurumlar yatırımcıları eğitmek yerine sadece fx adlı ürünü satış ve pazarlamaya yöneliyorlar.o yüzden turn over oranı çok yüksektir buralarda.yani iş sahibi olsanız da meslek sahibi değilsiniz demek oluyor bu.eğer siz yatırımcılara piyasa hem düşerken hem de yükselirken para kazanacağını anlatmak yerine onlara stop-loss ve piyasa psikolojisini anlatırsanız,işlem esnasında hatalarını fark edecek ve bakiyesini sıfırladığında fx'e küsmeyecektir.

fx'ten çıkan paranın kıbrıstaki merdiven altı aracı kurumlara gideceği söylentisini dediğim gibi bu tebliğe karşı çıkışların bir savunması olarak düşünemiyorum.yahu para adamın kendi parası.istediğini yapar.aracı kurumlara yapılan şikayetlerin içerisinde para kazanan kişilerin scalping yaptığını iddia edip onlara kazandıkları parayı vermeyenler olmadı mı? (sözleşmenizde bu yazmıyor diyerek) asgari 6 günde yapılması gereken 50 işlemi yarım saat içerisinde telefonda yaptıran aracı kurumlar olmadı mı? slippage yaşayan olmadı mı? teknolojik altyapıları iyi olmadığı için ya da önem derecesi düşük bir haberde spreadleri açan olmadı mı?

bu kısıtlamaların yatırımcı açısından kötü olan tarafı ne? ortada daima kazançlı olan bir kitle var ve ben bu kişilerle tanıştığımda şunu görüyorum:bir sistemleri var,stratejilerine bağlılar,stop-loss ve take profit konusuna sadıklar,hatalarından ders alıyorlar ve asla kendilerini kandırmıyorlar.finansal okuryazarlıkla falan olmaz bu iş.bu piyasanın geleceği de yoktur geçmişi de bana göre.

eğer bir yatırımcı 1:100 kaldıraçla parasını bir anda %1'lik yükselişle ikiye katlamak istiyorsa bu düşüncenin yanlış bir tarafı yoktur.bu işlemi yapabilmeli o.çünkü amacı çok kısa bir zamanda yüksek bir getiri elde edebilmek.yani birebir kumarcı mantığı.burada kişi tüm birikimini piyango biletine yatırmıştır ve bu kişilerin artık yatırım yapamamasına üzülmek yanlıştır.c grubu hisse senetlerine nasıl ki insanlar halen yatırım yapıyorsa ve spk'nın bu konuda "her an tahtasını kapatabilirim" uyarısı söz konusu olsa da fx'de işlem yapan birini durdurmak manasızdır.

fx kaldıraç oranı

size fx aracı kurumlarına fiyat sağlayan kuruluşlardan bahsetmiştim.bunların merdiven altı olup olmadıkları denetleyen kuruluşlar da var.kaç kişi baktı buna bilmiyorum.bazı aracı kurumlar size karşı pozisyon açabiliyorlar hatta (piyasada satılan) spreadlerin açılması yüzünden beklediğiniz yerde emirler gerçekleşmiyor ya da stop olamıyorsunuz.farklı aracı kurumların aynı veri ekranı,aynı parite ve hatta aynı zamanda olsalar bile birbirinden farklı fiyatlar gösterdikleri söylentileri var.bu konu bankalardan alınan işlem limiti tahsislerine göre ayarlandığı için gerçeğe yakın.

buna sebep olan şey de aracı kurumların komisyon yok çıkışları.halbuki hisse senetleri işlemlerinde olduğu gibi bir komisyon geliri elde edilse bunlar yaşanmayacak.elbetteki sektör kendi içinde bir rekabet yaşayacak.bu durumda slippage ve benzeri uygulamalar azalacak.

geçtiğimiz üç ayda ekim-aralık arası dönemde 13 kuruma hiç şikayet gelmemiş.gelmez tabi.bu kurumların doğru düzgün bir müşteri portföyü yok ki? bunların bir kısmı henüz faaliyetlerine başladı.

fx şikayet oranı

yani bu da mı tebliğin geri çekilmesi için bir sebep?
sözü fazla uzattım.söyleyeceklerim bitmedi.

kaynaklar
https://www.tspb.org.tr/tr/veriler/

SPK YASAL UYARI!

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İzleyiciler

Abone Ol

 

Bilinçli Yatırımcı Copyright © 2013 - |- Template created by O Pregador - |- Powered by Blogger Templates